Yengemi sik sik iyileştirdim, nasıl mı?

Okudayken her şey yengemin hastalanmasıyla başladı. İnanın, doktorun sözüne kadar aklımda bir şey yoktu. Konuyu biraz açayım. Ankara’da önceden gecekondudur, şimdi kat karşılığı verdik, yarı yarıya aile apartmanı oldu.

Babam rahmetli oldu, alt katta sürekli yurt dışına giden özel şirkette el teknisyeni ağabeyim evli, benden 3 yaş büyük, esmer güzeli yengem Aysel (tabii ki çakma isim), 4 yaşında bir ufaklık yeğen, bense 4. katta özel temizlik şirketinde çalışan 50 yaşlarında evlatlarının üzerine titreyen, bana göre dünyalar güzeli annem ile yaşıyoruz.

Gelelim başımdan geçenlere, sizlerle paylaşmak istediğim anıma.

Sağlık Meslek Lisesi son sınıfta okuyan ailenin doktoru!!

Stajdan çıkıp eve geldim, yukarı kata yani evimize çıkarken giriş katın kapısı açılarak yengem Hasan (tabii ki bu da çakma) ismimi çağırdı: “Hasan, gelir misin?” deyip beni içeri çağırdı. Çok bitkin görünüyordu.

“Ne oldu yengeciğim?” dedim. O da “Çok kötüyüm, beni doktora götür” dedi. Bende bir doktor edasıyla elimi alnına, sonra da o uzun boynuna koyarak sözde ateşine baktım.

“Bekle yenge, aletleri getireyim” deyip yukarı çıktım. Derece ve tansiyon aletini getirdim. Gerçekten yanıyordu. Hemen annemi arayıp yengemin hasta olduğunu, onu doktora götüreceğimi, gelirken ufaklığı kreşten almasını söyledim.

Onayı aldıktan sonra evin önünde yatıp duran ağabeyimin aracını alarak staj yaptığım hastanenin aciline götürdüm.

Doktorları tanıdığımdan ateş düşürücü ilaç verip benim iğne yapmamı söylediler.

Bende paravanın arkasına geçerek bacağındaki eşofmanı iyice aşağıya indirip poposunu elleyerek iğne yaptım.

Doktora yanına geldim, “Ne yapabilirim?” dediğimde, “Koçum, yengeni buraya getirmene gerek yok, onu iyice terlet, ateşi düşmezse ılık suyla duş aldır, bunu da biz mi söyleyeceğiz? Sen sağlıkçısın” dedi.

Yengeni iyice terlet deyince bende bir şeyler oldu, terletmeliyim ama nasıl diye düşünerek adeta koltuğumun altına alarak araca getirdim.

Nöbetçi eczaneye geldim. Ağrı kesici, ateş düşürücü, geciktirici (ismini vermek istemiyorum) ve viagra aldım.

Eve gelene kadar kafamda nasıl terleteceğimi kurdum.

Eve geldik, annem ve ufaklık evdeydi. Annem bir şeyler hazırladı, yedik. Tabii yengem “Canım istemiyor” dese de dedik ya, doktor edasıyla kaşıkla çorbasını içirdim.

Annem bana dönerek “Sen olmasan ne yaparız oğlum, ağabeyin de yok” dedi.

Neyse uzatmayayım. Sabah herkes işe gideceğinden ben ufaklığı alıp yukarı çıkayım, anneme “Sen Aysel’le burada yat” dedim. O da hemen “Oğlum, gece ateşi çıkarsa ben ne yaparım? Ben çocuğu alıp gideyim, sen burada yengenle kal” dedi.

Yengeme baktım, o da “Tamam” dedi.

Bende zaten hastaneden gelene kadar bunları düşünmüştüm. Saat 22.00 gibi gittiler. Biz çok sevdiğim fakat onun hakkında hiç kötü düşünmediğim esmer güzeli yengemle baş başa kaldık.

“Ee yengeciğim, doktorun dediklerini duymuştun, onu yapacağız” dedim. O da “Ne demişti Hasan?” dedi.

“Seni iyice terleteceğiz, ondan sonra ılık suyla duş yaptıracağız. Hadi hazırlan” dedim.

O da “Doktor sensin, hem ağabeyinin iki aydır yok, annen de gitti, sen ne dersen o olur” dedi.

“Gerçekten dediklerimi yapacak mısın?” dedim. O da “Başka çarem var mı?” dedi.

Bende o zaman “Seninle anlaşalım, ne dersem yapacaksın, her şey aramızda kalacak” dedim.

O da “Neymiş o aramızda kalacak şey?” dedi.

“Seni terletme olayı, sen bir yol biliyorsan söyle, yoksa ben çok etkili bir yol biliyorum” dedim.

O da “Benim yok, ben kendimi sana teslim ediyorum” dedi.

Değişmek yok diye iyice pekiştirdim, söz aldım.

Mutfağa gittim, viyagradan içtim, geciktiriciyi yanıma aldım (söylemesi ayıp, bana göre erken boşalıyorum, en fazla 10 dk sürüyor).

Sekste benden daha tecrübeli esmer güzeli yengemi terletmek için çok çalışmam lazımdı.

Geciktiriciyi kullanmazsam o beni terleteceğini biliyordum.

Bir daha söyleyeyim, dediklerimi harfiyen yapacaksın değil mi dedim.

O da “Tamam dedik ya” dedi.

“Hadi o zaman icraata başlayalım” deyip önce seni soyacağım diyerek o divanda yattığından yanına diz çöküp üzerindeki pikeyi açtım.

Üzerindeki gömleğinin düğmelerini birer birer çözdüm, ellerinden tutarak divana oturttum.

O da hiç tepki vermeden söylenenleri uygulamaya başladı.

Üzerinde taş gibi memelerini tam doldurmayan sütyeni kaldırdım.

İki elimle eşofmanının lastiğini tutarak “Bunu da çıkarmamız gerekiyor” diyerek aşağıya doğru çekmeye başladım.

“Olamaz, utanırım” dedi.

Bende “Hoop, seninle anlaşamayacağız herhalde, söz verdin” dedim.

O da “Işığı söndür” dedi.

Bende o zaman “Şöyle yapalım” diyerek kucakladığım gibi doğru yatak odasına götürüp yatağın kenarına oturttum.

Eşofmanını aşağıya indirdim.

Önü dantelli beyaz kilodu ve sütyenle karşımda duruyordu.

Zaten ateşi olan güzel yengem biraz da utandığından yanakları pembeleşti, dudakları makyajlı gibi kıpkırmızıydı.

Yatağa yatırmak için kalkıp ayaklarından tutarak yatırdım.

Şimdi biliyorum ne yapacağımı merak ediyordu.

Ben daha üzerimden bir şey çıkarmamıştım.

Bir elimle saçlarını okşayarak “Kendini bana bırak, seni sabaha kadar iyileştireceğim” deyip dudaklarına öpücük kondurdum.

Biraz şaşırdığını görünce “Merak etme, memnun kalacaksın” dedim.

Bir elimle de ateşine bakıyormuş gibi şah damarını oradan aşağıya doğru, koltuk altları, oradan da kilodunun üstünden, bacak arasına elimi soktum.

Bir anda amcığına ilk defa yabancı bir el değdiği belli oluyordu, titredi gayriihtiyari.

Elimi tutup oradan uzaklaştırmaya çalışıyordu tabii başaramadı, iyice kavradım.

“Alev alev yanıyor” dedim.

“Buranın soğutulması gerekiyor” dedim.

O da “Soğuk bir şeyler koyalım” deyince bende “Burada uzman benim, ben ne konulacağını biliyorum hanımefendi, çek elini” diye emrettim.

O da mecburen uydu.

Önceden neler yapacağımı merak ediyordu, şimdi ne olacağını anladı ki “Olmaz Hasan, ben ağabeyine ihanet edemem” dedi.

Bende “Kimseye ihanet etmiyorsun, benim tedavi yöntemimi uygulayacağız, benim yöntemimi beğenmezsen bir daha yapmayız, yok beğenirsen değerlendiririz” dedim.

O da hık mık dese de mecburen olacakları kabullendi.

Sol elimi amcığının üstünden çekmemiştim, iyice kavrayarak “Ben bunun ateşini alırım merak etme” dedim.

Diğer elimle yan döndürerek sütyeninin kopçalarını açtım.

Bir anda küçük uçları taş gibi memeleri gözümün önündeydi.

Biraz bacaklarını kendime doğru çevirerek kilodunu da çıkardım.

Aman Allah’ım, kılsız tertemiz küçücük bir amcık, bildiğim halde yeğenim buradan çıkmadı değil mi dedim.

O da “Hıhı” diye cevap verdi.

Bende şöyle bir daha avuçladım, hafif sıkarak boşta kalan kısmına bir öpücük kondurdum.

“Süper, ben seni yerim, yalar, yutarım” deyip bir daha öptüm.

Artık biraz gevşemişti, elimi sıkmaktan vazgeçmişti.

Elim daha rahat aşağı yukarı kayıyordu.

Bir elimi boynunun altından geçirerek ateşten kızarmış dudaklarına yumuldum.

Önceleri cevap vermedi, bayağı uzun öptükten sonra karşılık gelmeye başlayınca üzerine çıkıp altıma aldım.

Benim iri cüssemin altında küçücük kalıyordu.

Kısaca kendimden bahsedeyim, 1.83 boyunda, 90 kilo, yakışıklı olduğumu söylerler.

Bu arada bizim ufaklık şahlanmış, önce eşofmanımı, sonra da Aysel’in amcığını zorluyordu.

Ben daha soyunmadan bizim hasta terlemeye başlamıştı.

Üzerinde iken dizlerimin üstüne gelerek üzerimdekini çıkardım, sonra da eşofmanımı çıkarıp yere attım.

Bende sadece kilot kaldı, şimdilik çıkarmayı düşünmüyordum, onu Aysel’in kendi elleriyle çıkarmasını bekleyecektim.

Tekrar üzerine abanarak dudaklarını emerken memelerini yoğuruyordum.

İyice havaya girmişti, öperek bazı yerlerini hafif hafif dişleyerek alev alev yanan bacak arasına geldim.

Am dudaklarını emerek dilimi sokuyor, bir taraftan da bir elimle poposunu mıncıklıyordum.

Artık kendisi poposunu kaldırarak dilimi derinliklerinde istiyor, eliyle başıma bastırıyordu.

Sadece inilti sesleri geliyordu.

Artık fazla dayanamayacağımı anlayınca geciktiricinin eşofmanın cebinde olduğu aklıma geldi.

“Bir dakika bekle” diyerek üzerinden kalkıp eşofmanı alıp dışarı çıktım, mutfağa giderek bizim şaha kalkmış olan ufaklığı güzelce yağladım.

Ufaklık demişsek ölçüsü fena değil, yani 20 cm civarında, genel evi karısının deyimi ile gulu (hindi başı)na benziyormuş.

Uzatmayalım, mutfaktan kağıt havlu rulosunu alarak önüme tutarak içeri girdim.

Aysel bıraktığım gibi yatıyordu.

Elimdekini yastığın yanına sıkıştırarak eski pozisyonumu aldım.

Bacaklarını iki yana ayırarak iyice sulanmış amcığını öpüp dil darbeleriyle iyice gevşettikten sonra yukarıya doğru kayarak bacakları omuza getirdim.

Kafasını kaldırarak bizim azgına bakıyor, nasıl gireceğini merak ettiğini biliyordum.

“Merak etme, seni hiç üzmeyecek, söz veriyorum” dedim.

O da “O koca şey! Nasıl olacak?” dedi.

“Beni izlemeye devam et bir tanem” deyip sol elimle yarağımın dibinden tutup aşağıya doğru am dudakları arasında gezinmeye başladım.

Başladım ama hemen girmeyi düşünmüyordum, iyice dudakları arasına boylu boyunca yerleştirip arka deliğine doğru ileri geri uzun süre kaydırdım.

Kafası amcığının önüne gelince geçirmem için poposunu kaldırıyor, girmemi istediğini hissedince “İstiyor musun, hazır mısın?” dediğimde evet dediğini duyar duymaz yavaş yavaş milim milim içine giriyordum.

O kadar ıslak olmasına rağmen yarağımı öyle kavrıyordu ki eğer geciktirici kullanmasaydım içine girmeden boşalırdım herhalde.

Milim milim girip iyice yerleştirdim.

Bu arada dudaklarımız birleşmiş ayrılmıyordu.

Bir süre böyle durdum, hareket gelince pompalamaya başladım.

Yaklaşık 15 dk aynı pozisyonda vurdum, amacıma ulaşmıştım, tomur tomur terlemişti.

Yastığın yanına getirdiğim kağıt havludan bir parça kopararak gözlerine doğru akan terleri sildim.

“Bu terler ve içindeki, senin şifan olacak canım” deyip içinden çıkmadan bacağının birini kucağıma, birini de iki bacağımın arasına alarak içine neredeyse taşaklarımı da sokmak için kendime doğru çekiyordum.

Artık sesi değişmiş, kendinden geçmişti.

Sanırım iki defa gelmişti, ben gelmediğime göre içi iyice vıcık vıcık olmuştu.

“Devam edeyim mi sevgilim, yoruldun mu?” dedim.

Parmağı ile gözlerine gelen teri silerek “Ooh, rahatladım canım, devam et, iyileştir şu yarak hastası yengeni” dedi.

Bu arada içine gireli yarım saati geçmişti.

Bende terlemiş, biraz da yorulmuştum.

Aynı pozisyonu koruyarak yanına uzanıp yatağa yatarak vuruyor, memelerini mıncıklıyordum.

Bir on beş dakika da böyle vurmuştum, sarsılarak bir daha geldi.

“Hasanım, beni bitirdin, yetmez mi? Sen de yoruldun, dinlenelim ne olur” deyince

“Evet yoruldum ama dinlenmek yok, içinden çıkmadan senin hastalığın kalmamalı, bu tedavi yöntemini ilk defa deniyorum” dedim.

“Ne olur sonra devam edelim, ben bittim” deyip kendini salıverdi.

Sanki bayılmış gibi yanıma uzandı.

Bende korkmaya başlamıştım, bu kadar süre dayanacağımı bilmiyordum.

Normalde bu kadar sikişte en az 3-4 defa boşalırdım, çoktan boyun bükerdi.

Bu da canım yengemin şansından işe yaradı.

Bende içinden çıkıp sırt üstü uzandım.

Bizim yarak bana bile çok heybetli geldi, ışıl ışıl yanıyordu.

Elimle birkaç defa canım sevgilimin yağlarıyla yukarı aşağı sıvazladım.

Boynunun altına kolumu koyarak “Hadi canım sıra sende” dedim.

O da “Daha gelmedin mi?” deyip o ıldır ıldır parlayan şeye bakarak “Ben böyle bir şey görmedim, beni bitirdi, yetmez mi?” dedi.

Bende “Sence yeter mi, bu böyle mi kalacak, bunu indirmek sana düşer, yoksa şu yatağa başka birini de mi atalım hadi” deyip üzerime çıkardım.

Ata biner gibi üzerime çıktı, hala amcığından onun sıvıları göbeğime doğru sızıyordu.

Sürüne sürüne yarağımın başına kadar aşağıya kaydı.

Ben hemen girmemesi için am dudaklarında gezdirdim.

Bir anda içine aldı, bende memelerinden tutarak dik oturmasını sağladım.

Hiç kaldırmadan aşağı yukarı gidip geliyordu, doğrusu çok hoşuma gitmişti.

Geleceğimi hissettim, “Böyle devam edersen gelirim, istiyor musun?” dediğimde “Hayır beraber gelelim” deyip poposunu yukarı kaldırarak havalandırdı.

Yavaş yavaş inip kalkıyordu.

Bir anda hızlanmaya başlayınca geleceğini düşündüm.

Bende aşağıdan popomu kaldırarak dibini bulmaya çalışıyordum.

“Geliyooooorummm” derken bende deyince hemen üzerimden kalktı, şılap diye göbeğime vurdu, öyle zonkluyordu ki ilk attırdığım neredeyse ağzıma geldi.

Biraz geri çekilip dibinden kavrayıp yarağımızın zonkladığını eliyle hissediyordu.

“Ohh canım, ben böyle bir boşalma görmemiştim, böyle bir yarak yememiştim, iyiki hasta olmuşum” deyip yarağımı sıvazlayıp üzerimi temizlemeye çalışıyordu.

Elinden tutup yanıma, kolumun üstüne yatırıp kendime çevirip boncuk boncuk terlemiş alnından öptüm.

“Çok harikasın, bu fırsatı bana verdiğin için çok teşekkür ederim” dedim.

O da “Asıl ben teşekkür ederim” deyince “Nasıl, tedavi yöntemini beğendin mi?” dedim. “Çook beğendim, bundan sonra her ağabeyinin gittiğinde ben hastayım bilesin” dedi.

Bende “Başkasına tavsiye eder misin?” deyince “Asla etmem, bu bana özel olsun” dedi.

Bende “Senin sahibin var, bir kişiye tavsiye etmeni istiyorum” deyince “Kimmiş o?” dedi.

Benim yaşımda 1.75 boyunda lise son sınıfta okuyan kardeşi Kardelen’i söyledim.

“Hıı o zaman biraz düşünelim, senden daha iyisini bulacak” (daha önceden biraz onunla ilgilenmiştim ama ben okuyacağım diye teklifimi kabul etmemişti).

Bende “Tamam mı, tavsiye edecek misin?” dedim. “Ederim de nasıl olacak bu?” deyince “Sen bir şeyler uydurursun, iyi olduğumu tesadüfen benim yarağımı gördüğünü biraz da abartarak anlatırsan bu iş olur herhalde” dedim.

“Aslanım, abartmaya gerek yok, keşke olduğu gibi anlatsam her kadın senin gibi birisiyle sevişmek ister, abartmaya gerek yok” dedi.

Bayağı dinlendik, terimiz soğuyordu.

“Haydi tedavinin ikinci kısmına geçelim” deyince “Ne yani bir daha mı yapacağız, valla ben bittim yeter” dedi.

Bende “Hayır, ılık su ile duş alma işine geldi sıra” dedim.

Yorgun argın yataktan indim, kucaklayıp öperek banyoya götürdüm, güzelce her tarafını şampuanlayarak yıkadım, içine boşalmadığım için sadece kendi sıvıları vardı.

Bende duşumu aldım, çıkarken arkasından sarılarak ellerini lavaboya koyup tam kalkmamış yarağımı arkadan dayayınca “Olmaz canım, seni anladım, oraya bu azman girmez” deyip bana dönüp dudağıma yapıştı.

Bende iyice sarılarak vücuduma yapıştırdım, tekrar kucağıma alarak yatak odasına getirip yatırdım.

Viyagranın etkisi geçmişti ama yine kazık gibi olmuştu, arkadan sarılarak yarağımı amının dudaklarına yerleştirdim, “Hadi uyuyalım” dedim.

O da “Tamam” deyip poposunu iyice önüme yasladı, öylece yattık.

Sabah erkenden kalkmış, hastalıktan eser yoktu.

Giyinmiş beni çağırdı, “Hadi kalk, şimdi annen gelir” deyip elimden tutarak salona götürdü, giderken “Unutma sanma, senden bir alacağım var” dedim.

O da “Neyim kaldı canım, her şeyimi verdim.”

Bende “Hayır, lavaboda aklına gelen şeyi isterim, unutma” dedim.

“Hadi hadi bakarız, sen şimdi dinlen” diyerek odada dağınık bir şekilde duran divana yatırdı.

“Süpersin canım, sabaha kadar burada yattım değil mi?” dedim.

O da “Tabii seni yatağımdan yatıracaktım” dedi.

O mutfağa gitti, ben uzandım, annemi bekledim.

Çok geçmeden zil çaldı, Aysel kapıyı açtı, annem “Kızım nasıl oldun?” deyince “Çok iyiyim anne, Hasan bana iyi baktı, iyileştim” dedi.

Annem ufaklığı bırakıp işe gitti.

Sonraki maceralarımı söz yine yazacağım.